19.yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasal, toplumsal ve mekânsal dönüşümlerle şekillendiği bir dönemdir. Bu dönüşüm sürecinde İstanbul, farklı coğrafyalardan gelen göçlerin ve kültürel karşılaşmaların yoğunlaştığı bir metropoldür. Bu inceleme serisinin ilk kısmına konu olan Osmanlı içinde tarımsal kaynaklı göç, ikinci kısma konu olan Kafkasya’dan İstanbul’a göçün ardından, 3. inceleme kısmını İstanbul’un 19. yüzyıldaki Avrupalı nüfusu ve şehirle etkileşimi oluşturmaktadır.
Henüz bu dönemde Batı Avrupa’dan gelen göçmenler arasında öne çıkan gruplar İtalyanlar ve Fransızlar yer almaktadır. Osmanlı belgelerinde genel olarak “Frenkler” olarak anılan bu gruplar, özellikle Galata, Pera (bugünkü Beyoğlu) ve Tatavla, (bugünkü Kurtuluş) gibi semtlerde yoğunlaşmış ve imparatorluğun Batılılaşma sürecine kayda değer katkılarda bulunmuşlardır.
Osmanlı ekonomisinin bir Pazar olarak küresel ekonomiye katıldığı bu yüzyılda, 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanları’nın getirdiği reformlar yabancı uyruklulara hukuki ve ekonomik imtiyazlar sağlamıştır. Bu reformlar, özellikle 1856 Islahat Fermanı sonrasında Avrupa’dan gelen yerleşik yabancı nüfusta gözle görülür bir artışa neden olmuştur. Konsolosluk kayıtları, emlak alım-satım defterleri ve kilise sicilleri, Frenklerin sayıca önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Fransızlar ve İtalyanlar bu dönemde İstanbul’a yerleşerek, ticaret, mimarlık, eğitim, diplomasi ve basın gibi birçok alanda etkinlik göstermişlerdir.
İstanbul ve İzmir gibi Akdeniz ticaretinde önemli Osmanlı liman kentlerinde yerleik olan Levantenler Avrupalı nüfusun büyük bir kısmını oluşturmaktaydı. Venedik ve Cenova bağlantılı bu ailelerin İstanbul’da yeni bir yaşam kurdukları bölgelerin başında Galata ve Pera gelir. Fransızlar ise çoğunlukla kültürel ve diplomatik nedenlerle gelmiş; Fransız okulları, hastaneleri ve Katolik misyonları aracılığıyla varlık göstermiştir.
- yüzyılda İstanbul’daki “Frenk” mahalleleri, özellikle Galata ve Pera çevresinde yoğunlaşmıştır. Bu semtler, Avrupa mimarisi, Latin kiliseleri ve yabancı dillerin gündelik hayatta kullanılmasıyla dikkat çeker hale gelmiştir. Katolik kiliseleri, cemaatin hem dinsel hem de sosyal merkezleri işlevi görmüş, kilise etrafında Fransızca ve İtalyanca eğitim veren okullar açılmıştır. Söz konusu topluluklar, kendi konsolosluklarına bağlı olarak ayrı bir yarı-özerk düzen içinde yaşasalar da, Osmanlı idari yapısı ile ticaret, hukuk ve kent yönetimi gibi alanlarda ilişki içinde olmuşlardır. Frenklerin Osmanlı toplumu ile kurduğu ilişki, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir etkileşim alanı olmuştur. Özellikle Pera’daki tiyatrolar, kahvehaneler, pastaneler ve giyim mağazaları bu kültürel alışverişin mekânsal örneklerini sunmaktadır.
Bu dönemde İstanbul’daki Avrupalı toplulukların toplumsal varlığı yalnızca iktisadi faaliyetlerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda eğitim kurumları aracılığıyla derinleşmiştir. 19. yüzyıl boyunca, Tanzimat ve Islahat Fermanlarının sağladığı serbestî ortamında çok sayıda yabancı okul İstanbul’da faaliyete geçmiştir. Fransız Saint Benoît, Notre Dame de Sion (1856), İtalyan Lisesi (1888) gibi Katolik okullar, sadece göçmen toplulukların çocuklarına değil, aynı zamanda Osmanlı elitlerinin çocuklarına da eğitim vermeye başlamıştır. Bu kurumlar, Fransızca ve İtalyanca gibi Batı dillerinin Osmanlı aydın çevrelerinde yaygınlaşmasını sağlamış, Batılılaşma sürecinin taşıyıcısı olmuştur. İstanbul’daki Alman Lisesi (1868), Robert Koleji (1863), Avusturya Lisesi (1882) gibi diğer Avrupa kökenli okullar da benzer şekilde kentteki çok uluslu yapının kurumsal ifadesi olmuştur. Bu okullar, göçmen toplulukların İstanbul’daki kalıcılığını ve kurumsal görünürlüğünü artırırken, aynı zamanda Osmanlı modernleşmesinin entelektüel altyapısını şekillendirmiştir. Böylelikle, 19. yüzyılda İstanbul’daki Avrupa kökenli göçmen topluluklar, yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda zihinsel dönüşüm süreçlerinin de bir parçası haline gelmiştir.
Bununla birlikte, Osmanlı yönetiminin bu göçmen topluluklara dair algısı her zaman olumlu olmamıştır. Özellikle 19. yüzyılın sonlarına doğru, Avrupa devletlerinin Osmanlı içindeki gayrimüslim nüfusun haklarını savunma gerekçesiyle artan diplomatik baskısı, İstanbul’daki yabancı kökenli topluluklara yönelik bir kuşku atmosferinin temellerini atmıştır. Bu durum, Frenkler olarak adlandırılan Latin Katolik göçmenler için de geçerli olup Osmanlı yönetimi, bu grupların kendi konsolosluklarına bağlı olarak ayrı bir hukuk rejimi içinde yaşamasını bir tür egemenlik ihlali olarak görmeye başlamıştır. Bu güvensizlik, özellikle 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası ve İkinci Meşrutiyet döneminde daha görünür hâle gelmiş, 1918 sonrası İstanbul’un işgali sırasında, Fransız ve İtalyan vatandaşlarının bir kısmının işgalci devletlerle özdeşleştirilmesi, bu toplulukların Osmanlı kent hayatındaki meşruiyetini sorgulatan bir kırılma yaratmıştır. Dolayısıyla, 19. yüzyıl boyunca ayrıcalıklı bir pozisyonda görülen bu Avrupa kökenli nüfus, yüzyılın sonunda ve Cumhuriyet’e giden süreçte hem siyasal hem toplumsal düzeyde sorgulanır hale gelmiştir.
- yüzyılda İstanbul’a gelen İtalyan ve Fransız göçmen toplulukları, Osmanlı modernleşmesinin kültürel ve mekânsal bağlamda yeniden inşa edildiği bir dönemde, önemli roller üstlenmişlerdir. Frenk mahallelerinin oluşumu, yalnızca birer göçmen yerleşimi değil, aynı zamanda Avrupa ile Osmanlı dünyası arasındaki etkileşimin bir sahnesi olmuştur. Bu toplulukların İstanbul’a bıraktığı mimari, kültürel ve toplumsal miras, kentin çokkatmanlı kimliğinin önemli bir bileşeni olarak günümüze ulaşmıştır. Bu topluluklar, özellikle hayır kurumları, hastaneler ve sosyal yardım faaliyetleri aracılığıyla şehirde görünür bir toplumsal varlık da inşa etmişlerdir. Fransız rahibe cemaatlerinin işlettiği hastaneler, yetimhaneler ve yaşlı bakımevleri gibi kurumlar, hem Katolik topluluklara hem de yoksul Osmanlı tebaasına hizmet sunmuştur. Aynı şekilde İtalyan topluluğu da Saint Antoine Kilisesi çevresinde örgütlenen sosyal yardımlarla dikkat çekmiştir. Fransız ve İtalyan konsolosluklarının desteklediği bu kurumlar, Batı tarzı sosyal hizmet anlayışının Osmanlı kent dokusuna girmesinde rol oynamıştır. Ancak bu kurumların zaman zaman dini ve kültürel yayılmacılıkla ilişkilendirilmesi, Osmanlı yönetiminin gözetim ve denetim mekanizmalarını bu alanlara da genişletmesine neden olmuştur.
İstanbul’daki İtalyan ve Fransız varlığı, 19. yüzyılda kentin modernleşme sürecine doğrudan katkı sağlamıştır. Özellikle mimarlık alanında İtalyan mimar Gaspare Fossati’nin Ayasofya’nın restorasyonu ve diğer kamu yapılarında üstlendiği roller, bu etkinin çarpıcı örneklerindendir. Fransız eğitimciler ve mühendisler ise Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) ve askeri okullar gibi kurumların kuruluş sürecinde etkili olmuşlardır. Ayrıca, Fransızca gazeteler, tiyatrolar ve yayınevleri, Tanzimat aydınları arasında Fransız dilini ve kültürünü prestijli bir unsur haline getirmiştir.
Bu bölümde, İstanbul’da yerleşik hâle gelen Frenk cemaatlerinin kent yaşamına etkileri ve Osmanlı’nın bu nüfusa yönelik politikaları ele alınmıştır. Ancak İstanbul’un göç tarihi yalnızca gönüllü yerleşimlerle sınırlı kalmamıştır. Serinin bir sonraki bölümünde, Osmanlı tarihinin en travmatik kitlesel yer değiştirme süreçlerinden biri olan Balkanlar’dan Anadolu’ya göçün bir parçası olarak İstanbul’a göç incelenecektir. Bu zorunlu göç dalgası, yalnızca demografik yapıyı değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı ve kentsel dönüşümü de derinden etkilemiştir.
Kaynakça
Çelik, Zeynep. 1986. The Remaking of Istanbul: Portrait of an Ottoman City in the Nineteenth Century. Berkeley: University of California Press.
Davison, Roderic H. 1963. Reform in the Ottoman Empire, 1856–1876. Princeton: Princeton University Press.
Eldem, Edhem. 2003. Pera’nın Osmanlı Yüzü. İstanbul: Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi.
Fortna, Benjamin C. 2002. Imperial Classroom: Islam, the State, and Education in the Late Ottoman Empire. Oxford: Oxford University Press.
İnalcık, Halil. 1992. Tanzimat ve Bulgar Meselesi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
Smyrnelis, Marie-Carmen. 2005. Une société hors de soi: identités et relations sociales à Smyrne aux XVIIIe et XIXe siècles. Paris: Éditions Pétra

