Uluslararası Göçmenler Günü, yalnızca göç edenleri hatırladığımız sembolik bir gün değil; aynı zamanda dünyanın dört bir yanında sınırların ötesinde yaşam kurmaya çalışan milyonlarca insanın haklarını, kırılganlıklarını ve direncini görünür kılma sorumluluğunu da hatırlatan bir çağrıdır.
Bugün dünya genelinde 304 milyondan fazla insan, doğduğu ülkenin dışında yaşamaktadır. Bu sayı, küresel nüfusun yaklaşık %3,7’sine karşılık gelmektedir. Göç, artık istisnai bir durum değil; küresel sistemin ekonomik, siyasal ve çevresel dinamikleriyle doğrudan bağlantılı kalıcı bir gerçekliktir.
Ancak bu hareketliliğin arkasında çoğu zaman bir tercih değil, zorunluluk vardır.
Birleşmiş Milletler verilerine göre;
2024 itibarıyla 123 milyondan fazla insan, savaşlar, çatışmalar, zulüm, insan hakları ihlalleri ve iklim krizinin etkileri nedeniyle yerinden edilmiştir.
Bu nüfusun yaklaşık:
- 42,7 milyonu mülteci,
- 8,4 milyonu sığınma başvurusu sahibi,
- 73,5 milyonu ise kendi ülkesi içinde yerinden edilmiş kişilerdir.
Bu rakamlar bize şunu açıkça göstermektedir:
Göçmenler çoğu zaman bu krizlerin nedeni değil, sonucudur.
Buna rağmen, kamusal söylemlerde ve politika metinlerinde göçmenler hâlâ bir “yük”, bir “tehdit” ya da bir “kriz unsuru” olarak sunulmaktadır. EpicMigrations olarak biz, bu yaklaşımı kökten reddediyoruz.
Göç bir kriz değildir. Kriz; göçmenleri kriminalize eden, haklarını askıya alan ve insan onurunu sınır kapılarında bırakan politikalardır.
Göçmenler yalnızca istatistiklerden ibaret değildir.
Onlar; ekonomileri ayakta tutan emekçiler, şehirleri dönüştüren topluluklar, kültürler arası köprüler kuran bireylerdir. Bugün dünya genelindeki göçmenlerin yaklaşık %48’i kadındır. Bu durum, göçün aynı zamanda toplumsal cinsiyet boyutuna sahip bir mesele olduğunu da ortaya koymaktadır.
Uluslararası Göçmenler Günü, aynı zamanda küresel eşitsizliğin hareket özgürlüğü üzerindeki etkisini sorgulama günüdür. Herkes için hareket özgürlüğü eşit değildir. Bazı pasaportlar sınırları açarken, bazı hayatlar vize duvarlarına, tel örgülere ve denizlere hapsedilmektedir.
Bu eşitsizliğin en çarpıcı sonuçlarından biri de göç yollarındaki ölümlerdir. Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, yalnızca 2024 yılında en az 8.900 göçmen, göç yollarında hayatını kaybetmiştir. Bu sayı, kayıtlara geçen vakalardır; gerçek tablo çok daha ağırdır.
Tüm bu gerçekler karşısında EpicMigrations olarak savunduğumuz ilke nettir: Göçmenlerin hakları pazarlık konusu yapılamaz.
Göçmenler; güvenli yaşam hakkına,adil çalışma koşullarına,sağlık, eğitim ve barınmaya erişim hakkına,hukuki koruma ve adalete erişim hakkına sahiptir. Bu haklar, göç statüsüne, menşe ülkeye ya da coğrafyaya göre değişemez.
Bizler göçmenleri yalnızca korunması gereken kırılgan gruplar olarak değil; hak öznesi, söz sahibi ve karar alma süreçlerine katılması gereken bireyler olarak görüyoruz. Göçmenlerin kendi hikâyelerini anlatabildiği, temsil edildiği ve görünür olduğu kapsayıcı bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz.
Uluslararası Göçmenler Günü vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz:
Sessizlik tarafsızlık değildir. Dayanışma bir seçenek değil, bir sorumluluktur. Hak mücadelesi ertelenemez.
EpicMigrations olarak bugün ve her gün; göçmenlerin sesi olmaya değil, seslerini birlikte büyütmeye, hak temelli politikalar için savunuculuk yapmaya ve sınırların ötesinde adil bir gelecek için çalışmaya devam ediyoruz.
Göçmenler yalnız değildir. Haklar sınır tanımaz.
İnsan onuru evrenseldir.

